Bozkır Postası Tarafsiz Siyasi Bölge Gazetesi

MÜSLÜMANLARIN ENGİZİSYONU: YA DA MÜSLÜMANLARIN FARKLI DÜŞÜNCE İLE İMTİHANI

muslumanlarin-engizisyonu--ya-da-muslumanlarin-farkli-dusunce-ile-imtihani

“Bu köşede yazılan yazılar içerisinde içerik anlamında en zoru bu olacak. Alan itibariyle ilahiyata girse de tarihin de konusu olan bir hususa değineceğim. Derdim akıl vermek veya hüküm ortaya koymak değildir. Tarihçi gözüyle duruma bakmaya çalışacağım.
22 Ekim 2020 Perşembe 15:11

 Öncelikle yazının başlığı Prof. Dr. Mehmet Azimli editörlüğünde hazırlanan iki ciltlik bir eserden alınmadır. Editör ve yazarların bütün fikirlerine katılmamakla birlikte konunun dikkat çekici olması kitabı okumamda temel etkendir.
Ortaçağ Avrupası deyince akla fikre vurulan zincirler, kiliseden farklı düşünenlerin sorgusuz idam edildikleri Engizisyon mahkemeleri akla gelir. Kavram olarak Avrupa kökenli olsa da bizim mahallede de buna benzer durumlar yaşanmıştır veya yaşanmaktadır.
Örnek İmam-ı Azam Ebu Hanife Emevilerin yaptığı kadılık teklifini kabul etmeyince yıllarca hapiste tutulmuştur. Kabul etmeyebilir. İmam Şafii hocası olmasına rağmen İmam Malik’e yaptığı ilmi eleştiriler nedeniyle Malikiler tarafından dövülmüştür. Yine İmam Malik’e Abbasiler tarafından büyük bir baskı uygulanmıştır. Tarihimizin şeref sayfalarından biri olan daha önce burada ele aldığımız Beytül Hikme sonrası kabul edilen Mutezile mezhebi zamanla Abbasilerin resmi mezhebi haline dönmüştür. Mutezile’nin görüşlerini eleştiren Ahmet bin Hanbel büyük eziyetlere maruz kalmıştır. Bugün bizim Vehhabi diye andığımız kendilerine Hanbeli diyen Suudiler itikatlarına göre mezar yıkıp Osmanlı eserlerini silerken Kâbe’nin yanına gökdelenler dikmekten çekinmemiştirler. Hadis ilminin piri Buhari de yine dönemin Müslümanları tarafından eziyet edilerek sindirilmişti. Bizim tarihimizin en güzide eserlerinden biri olan Nizamiye medreselerinin Mutezile mezhebine karşı kurulduğunu da biliriz. Ondan önceki dönemde ise Eşari mezhebinden olanlar Selçuklu devletinden eziyet görmüşlerdi. 13.ve 14. Yüzyıllarda yaşamış Hanbeli alimi ve bu coğrafyanın Haçlılara teslim edilmemesi için uğraşan İbni Teymiye’nin doğum yeri olan Harran bir zamanlar tamamen Hanbeliydi. Şimdi ise hiç yok.
Bu örneklere daha Osmanlı devri ve diğer Türk- İslam devletleri de eklenebilir. Bizim derdimiz taraf olmak değil. Bu insanların tamamı suçlu veya masum da değildir. Biz tarihimize bakarken gurur duyduğumuz noktalar olduğu gibi şu konuyu hiç açmayalım diyeceğimiz yerlerde vardır. Yukarıda bahsi geçen olaylar anılmasını istemeyeceklerimizden. Anmamak çözüm değildir. Eğer tarihten ibret alınmasını istiyorsak bunları da anlatmalıyız. İkinci nokta milli ve manevi değerlere düşman olmayan fikirler açıkça ortaya konulmalıdır. Fikrin karşısına kaba kuvveti değil yine fikri koymalıyız. Fikri koyabilmek içinse okumak, bilmek ve tanımak gerek. Bu dediklerim yorucu işler olduğu için devlet desteğini bulduğumuz an rakibi saf dışı bırakmanın yolunu aranmıştır. Netice itibariyle bu çatışmalar İslami düşünce sistemini şekillendirmiştir. Maalesef olumsuz bir etki yapmıştır.
Sonuç: Avrupa’nın olduğu gibi bizim de tarih ile övündüğümüz veya anlatılmasını istemediğimiz noktaları vardır. Bu noktalarda başkasını nasıl eleştiriyorsak kendi tarihimizle yüzleşmemiz şarttır. Fikir şiddete dönüşmemişse ve milli, manevi değerlerimize aykırı değilse yazılabilmelidir. Fikre karşı fikirle, şiddete ve teröre karşı misliyle cevap verilmelidir. Mehmet Akif’in dediği gibi tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak tarihe hem ibret hem de şeref vesikası olarak bakıp konuşabilmek elzemdir. Selam ve dua ile….

Haber okunma sayısı: 1321



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ