Bozkır Postası Tarafsiz Siyasi Bölge Gazetesi

RAMAZAN YAZILARI: SAADET ASRINDAN PORTRELER-3-

-ramazan-yazilari-saadet-asrindan-portreler-3-

“Hz. Peygamber’in her zaman yanında olmaya çalışan müstesna şahıslardan Abdurrahman bin Avf(r.a) ‘ı kısaca tanıtmaya çalışacağız.”
20 Mayıs 2020 Çarşamba 08:56

 Abdurrahman bin Avf yaşarken cennetle müjdelenen on şanslı kişiden biridir. Bu dereceye Hz. Peygambere olan muhabbeti ile ulaşmıştı. Kureyş’in Zühre oğulları ailesinden olup Hz. Peygamberin annesi ile aynı soydan gelmektedirler. Müslüman olmadan önce saygın bir tüccar olarak bilinirdi. Hz. Ebu Bekir’in teşviki ile İslam’ı seçenler arasındaydı. Mekke döneminde Habeşistan hicretine katılmış fakat Mekkelilerin Müslüman olduğu yalan haberi üzerine Mekke’ye dönmüştür. Bir müddet burada kaldıktan sonra hicret emrinin verilmesi ile Medine’ye hicret etmiştir. Medine’de tüccar sahabeden Sad bin Rebi ile kardeş yapılmıştı. Kısa bir sürede Medine ticaretinden de hatırı sayılır kişiler arasına girmiştir. 

Hz. Peygamber’in sağlığında tüm savaşlara katılmış ve İslam ordularına ekonomik destekte bulunmuştu. Uhud savaşının son anlarında Hz. Peygamberin yanında yer alan sahabeden biridir. Hatta bu sırada ayağından yara almış ve bu yara hayatı boyunca aksayarak yürümesine sebep olmuştur. Uhut günü 20’ye yakın yara almasına rağmen Hz. Peygamber’in emri üzerine Hamra’ül Esed gazvesine katılım sağlamıştır. Dumet’ul Cendel halkının üzerine seferle görevlendirilmiştir. Bu topluluğun İslamlaşmasında etkili olmuştur. Hz. Peygamberin Yahudiler üzerine açtığı seferlere katılım göstermiştir. Mekke müşrikleri ile nihai anlaşma olan Hudeybiye Anlaşmasında şahitler arasındadır. Mekke’nin fethi sırasında Halid bin Velid’in ordusu içinde yer aldı. Tebük gazvesi sırasında orduya mali yardım yapan sahabelerden biriydi. Hz. Peygamber’in defni sırasında mezara inen kişilerden birisi de Abdurrahman bin Avf’tı. 

Hz. Peygamber sonrası dört halife döneminde halifelerin istişare heyetlerinde yer aldı. Halifelerin ilk hac görevlerinde onların yerine Hac emirliği vazifesini üstlenerek ümmete hac yaptırdı. Hz. Ömer’in veba salgını ve İran seferleri konusunda fikrine başvurduğu kişiydi. Yeri geldi halife ile beraber nöbet tuttu. Yeri geldi ihtiyaç sahibi halka yardım dağıttı. Hz. Ebu Bekir’in kendisinden sonra Hz. Ömer’i tayini konusunu istişare ettiği kişiydi. Hz. Ömer’in halife seçimi için oluşturduğu şura heyetinin başkanıydı. Dolayısıyla Hz. Osman’ın halife seçimine ön ayak olan kişiydi. 75 yaşında saygın bir sahabe olarak hayata gözlerini yumarken cenaze namazını Hz. Osman’ın kıldırmasını vasiyet etmiştir.

Sözün özü: Son peygamber Hz. Muhammed(s.a.v)’ e dostluk eden kişilerden biri de Abdurrahman bin Avf olmuştur. Onun ticari hayatı, cihada katılması ve Resulullah’ın her daim yanında olması ile bizlere örnektir. Bir diğer özel vasfı da Resulullah ‘a imamlık yapan kişilerden birisidir. Diğeri de Hz. Ebu Bekir’di. Rabbim yollarından gidebilmeyi nasip eylesin. Selam ve dua ile.

TAZİYE: Geçen hafta yayınlanan Ümmü Mihcen ile ilgili yazıda bahsettiğimiz Ömer DÖNGELOĞLU hocanın vefatını bu yazının yazıldığı 3 Mayıs 2020 Pazar günü öğrenmiş bulunmaktayız. Allah rahmet eylesin. Cennetinde cemaliyle şereflendirsin…

 RAMAZAN YAZILARI: SAADET ASRINDAN PORTRELER-4-
“Hz. Peygamber’in her zaman yanında olmaya çalışan ve şehitlerin sembolü haline hanımlardan Ümmü Haram’ı kısaca tanıtmaya çalışacağız.”

Allah yolunda cihat dinimizin gücü yeten her Müslüman için emredilmiş ibadetlerden birisidir. Müslümanın cihattan anlayacağı düşmana karşı cihattır. Buradaki düşmandan kasıt vatanına, dinine ve namusuna suikastta bulunanların yanı sıra kişinin kendi nefsiyle cihadı, kendini kötülüklerden alıkoyma mücadelesi vermesi cihadın türlerinden sayılmaktadır. Hatta nefis ile cihat diğer cihat kadar önemli sayılmaktadır. Düşmanla yapılacak olan cihadın neticesinde şehit veya gazi olmak gibi bir netice ortaya konulmaktadır. Dinimiz her iki makamı da kutsal kabul etmektedir. Bugünkü yazımızda Allah yolunda sefere çıkmış ve şehit olmuş bir hanım sahabeden bahsedeceğiz. Yani Ümmü Haram binti Milhan’dan.



Ümmü Haram yani Türklerin deyimi ile Hala Sultanı yakından tanıyalım. Medine’nin Neccaroğulları kabilesindendir. Bu aile Hz. Peygamber’in dedesi Abdülmuttalib’in dayılarıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber’in İslam öncesinde de Medine ile bağlantıları vardır. Nitekim Peygamberimizin babası Medine’de vefat etmiştir. Asıl ismi bilinmemekle beraber kardeşi Harama nispet edilerek Ümmü Haram künyesi ile anılmıştır. Hz. Peygamberin süt teyzesi olma ihtimalinden bahsedilmektedir. Arapça ’da teyze anlamına gelen hale kelimesi Türk imlasında hala şeklini alarak Ümmü Haram’ın “Hala Sultan” unvanı ile anılmasına vesile olmuştur. Ümmü Haram Hz. Peygambere hizmet eden Enes bin Malik’in öz teyzesidir. Hz. Peygamber Ümmü Haram’ın ve Neccaroğulları’nın akrabalık bağları dolayısıyla evlerine gitmiş, sofralarına oturmuştur. Ümmü Haram’ı ailesinden kabul etmiştir. Ümmü Haram Müslümanlar ile birlikte Uhut savaşına katılmıştır. Bu savaşta geri hizmette bulunmuştur. Uhud savaşı sırasında Hz. Peygamber’in yanında son ana kadar mücadele veren şahsiyetlerdendir. Uhut savaşı sonrasındaki Dumetul Cendel savaşına yarasının ağırlığı nedeniyle katılamamıştır. Bir gün Hz. Peygamber Ümmü Haram’ı ve ailesini ziyarete gelmişti. Ziyarette Ümmü Haram’ın evinde bir müddet dinlenen Allah Resulü uyanınca denizlere karşı sefere giden Müslümanlar ile ilgili bir rüya görmüştü. Uyanıp rüyasını anlatınca Ümmü Haram kendisinin de o Müslümanlardan biri olması için Resulullah’tan dua etmesini istedi. Allah Resulü de sen de onlardan birisin buyurdu.

Bu olay üzerinden zaman geçmiş günler yılları kovalamıştı.  Muaviye Şam valisi iken Hz. Ömer’den Kıbrıs seferi için izin istemiş fakat Hz. Ömer izin vermemişti. Halifenin vefatının ardından Hz. Osman’a benzer bir talep iletilmiş ve bu talep kabul görmüştü. Eşi Ubade bin Samit ile birlikte Şam bölgesinde bulunan Ümmü Haram bu denizaşırı sefer çağrısına büyük bir heyecanla olumlu cevap vermişti. Miladi 648-649 yıllarında yapılan bu savaşın gerçekleştiği tarihte Ümmü Haram’ın 86 yaşlarında olduğu ifade edilmektedir. İlerlemiş yaşına rağmen daha önce müjdelendiği bu kutlu yolculuğa çıkmıştı. Sefer başlamasından bineğinden inerken boynu kırılmış ve şehit olmuştur. Türbesi şehit olduğu Larnaka’da bulunmaktadır. Kıbrıs o gün için Müslüman hâkimiyetine girmiştir. Ümmü Haram gerek Müslümanlar gerekse Hristiyanlar için saygı duyulan bir kişilik olmuştur.Sözün Özü: Resulullah’ın yakınlarından biri olan Ümmü Haram Allah rızası için yaşına rağmen zorlu bir deniz seferi neticesinde Kıbrıs seferine çıkmış ve gayesine ulaşmıştır. Buradan çıkaracağımız ders ise Allah yolunda hayırlı işler için niyet eden kimselerin amaçlarına ulaşacağı ve ebedi mükâfata erişeceğidir. Rabbim yollarından ayırmasın. Selam ve dua ile.

Mustafa AK Tarih öğretmeni

mstfknyali@gmail.com


Haber okunma sayısı: 1249



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ