Bozkır Postası Tarafsiz Siyasi Bölge Gazetesi

DEVLETİ VE MİLLETİ İLE GÜÇLÜ YARINLARDA GÜÇLÜ TÜRKİYE

devleti-ve-milleti-ile-guclu-yarinlarda-guclu-turkiye

Ülke olarak son yüzyılda yaşadığımız zorlu süreçlerden birisini yaşamaktayız. Ülkemiz daha önce darbeler, terör saldırıları ve ekonomik krizlerle karşılamıştı. Ancak son yaşadığımız salgın hastalık süreci daha çetin ve zor imtihan oldu. Çünkü daha önce yaşadığımız olaylarda düşman veya düşmanlar belli odaklardı.
17 Temmuz 2020 Cuma 09:29

 Şimdi ise düşmanın nereden geleceğini tespit etmek daha zor olduğu için başta sosyal hayatımız olmak üzere ekonomimiz ve bizi ilgilendiren pek çok noktada hayatımız eskisi gibi değil. Ama millet olarak bu zor günleri de aşacağımıza inanıyoruz. Aşağıda okuyacağınız metinde yaşadığımız süreç ve yarınlar için yapılmış bir fikir işçiliği bulunmaktadır. Tarihsel süreçte Türk devletleri birbirinin devamı şeklindedir. Aralarında manevi anlamda sağlam bağlantılar vardır. Bildiğiniz üzere Osmanlı devleti 19. Asırda Batının gözünde “Hasta Adam” olarak nitelendirilmekteydi. Yapılan savaşlarda ağır yenilgiler alınmakta ve içeride pek çok isyan vb. ayrılıkçı hareketler kol gezmekteydi. Tüm bu olumsuz durumlara rağmen milletimizi ayaktan tutan en önemli unsur manevi şuur olmuştur. Cephede binlerce şehit ve gazimiz olmasına milletimiz vatan toprağını savunmaktan bir an olsun vaz geçmemiştir. Her savaş sonrasında kaybettiğimiz topraklardan binlerce vatandaşımız muhacir olarak ülkemize gelmişlerdir. Milletimiz her badire sonrasında yaralarını sarmayı başarmıştır. Mustafa Kemal’in “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” ifadesinden yönettiği kuvvetlerin içerisinde Osmanlı coğrafyasının farklı noktalarından gelen verilen emri lisanen anlamasa dahi kalben anlayan kahramanlarımız bulunuyordu. Nitekim Çanakkale savaşında Türk, Arap, Arnavut vb. milletlerden Halep, Batum, İşkodra gibi farklı coğrafyalarda doğan insanlar bu coğrafyada “kendi” vatanlarını savunmuşlardır. Milli Mücadele sırasında da milletimiz içeride can siperane mücadele verirken, dışarıdaki Müslüman kardeşlerimiz adeta cihat bilinciyle Anadolu’daki kardeşlerine dualar etmişler ve her türlü maddi yardımı esirgememişlerdir. Bu noktada mücadele içerisinde gerek fikir ayrılıkları gerekse de çıkarları nedeniyle ayrı baş çekenlerde olmuştur. Ama bu durumu bir milletin, vilayetin veya bölgenin tamamına teşmil etmek milli bütünlüğümüze zarar verecek bir husustur. Ayrılıkçı hareketler şahıslar ve gruplar bazında kalmıştır. Bu kimselerin bir kısmı ya cezalandırılmışlar ya da sonraki süreçlerde bize karşı kışkırtan devletler tarafından iş bittikten sonra atıl duruma bırakılmışlardır. Bu paragrafı şu şekilde özetleyecek olursak manevi değerler toplumların zor zamanlarında ayakta kalmaları için savunma mekanizması görevini de üstlenmişlerdir. Bu yüzden toplumumuzu ayakta tutan temel yapı taşlarıdır. Günümüzde milletimizi ayakta tutan en önemli değerlerden birisi de milli iradedir. Türkiye, Osmanlı devletinin son yüzyılından itibaren demokrasi ve millet iradesi noktasında önemi gelişmeler kaydetmiştir. 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan süreç 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile son noktaya ulaşmıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde çeşitli darbe ve müdahale girişimleri ile demokrasimiz sekteye uğrasa da milletimiz her defasında bu sıkıntılardan daha kuvvetli çıkmayı başarmıştır. Bu yüzden manevi değerlerimizin yanında bizi güçlü kılan unsurlardan biri de millet iradesidir. Mustafa Kemal Milli Mücadeleye hazırlık dönemlerinde Amasya genelgesi başta olmak üzere kongreler döneminde kararları tek başına almak yerine millete dayanmayı tercih etmiştir. Attığı adımlardaki halk desteğini bir sonraki adımda sürekli artırma yoluna gitmiştir. Güncele gelecek olursak salgın hastalık sürecindeki “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” kampanyası zorluk sürecinde milli dayanışma ruhunun en önemli göstergelerinden biri olmuştur. Veren el alan elin görmeyecek anlayışı ile kampanyada toplanan paralar ihtiyaç sahiplerine ulaşmıştır. Salgın sırasında evlerinden çıkamayan veya maddi desteğe ihtiyacı olan kişilere yardım için “Vefa Sosyal Destek Grupları” oluşturulmuştur. Milletimizin gönüllü olarak katıldığı bu çalışmalar bizlere Milli Mücadele sırasında cephe gerisinde cepheye yardım gönderen İsimsiz Kahramanlarımızı hatırlatmaktadır. Bu durum Tekâlif-i Milliye ruhunun yeniden canlanmasıdır. Yukarıda bahsettiğimiz hususlar köklü bir tarih şuuru ile mümkün olabilmiştir. Bizim tarihimizi manevi olarak inşa eden pek çok önder şahsiyet bulunmaktadır. Metehan’dan, Hz. Muhammed (s.a.v)’e, Fatih Sultan Mehmet’e, II. Abdülhamit’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e varan tarihi süreçte toplumumuza yön veren kişiler olmuşlardır. Örnek davranışları ve bakış açıları ile zorluk zamanlarında Türk Milleti hep sağlam liderler çıkarabilmiştir. Türk milletini mazisindeki zaferler kadar aldığı mağlubiyetler de inşa etmiştir. Mohaç Meydan Muhaberesi bizim için ne kadar mühimse Balkan savaşları da o derece önemlidir. Yani bugünümüzü belirlerken geçmişin zaferleri kadar aldığımız yenilgilerinde etkisi büyüktür. Çünkü tarih şuuru bir bütündür. Bu yüzden Bedir savaşı ile Çanakkale ruhu arasında destansı bir bağ kurulmuştur. Milletimizin bu gür sesi “İslam Şairi” Mehmet Akif’in dizelerinde fazlasıyla yer bulmaktadır. Netice-i kelam ülke olarak geçmişimizden daha şanlı bir geleceği kurabilecek milli ve manevi güce sahibiz. Bu noktada sahip olduğumuz gücün farkındayız ama daha fazlası için çalışmak zorundayız. Çünkü yukarıda adını zikrettiğimiz şahsiyetlerin tamamı Milletimize hep daha iyiyi ve daha güzeli hedef göstermişlerdir. Bir diğer hususta elimizde mevcut olan gücümüzü de kaybetmememiz bizler için Yarınlarda Güçlü Mustafa AK
Tarih Öğretmeni
mstfknyali@gmail.com

Haber okunma sayısı: 1465



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ