Bozkır Postası Tarafsiz Siyasi Bölge Gazetesi

Kıbrıs meselesi ve son dönemlerde yaşanan gelişmelere dair

kibris-meselesi-ve-son-donemlerde--yasanan-gelismelere-dair

“Kıbrıs Meselesi ülkemizde her dönemde güncelliğini koruyan bir konu olmuştur. Türkiye ve KKTC ana ve yavrusu gibi nitelendirilmişlerdir. Okuyacağınız yazıda Kıbrıs meselesine dair son zamanlarda yaşanan bazı olaylar ve meselenin tarihi arka planı aktarılmaya çalışılacaktır.”
06 Mart 2020 Cuma 07:42

 Ülkemizin yakın tarihinin en önemli meselelerinden biri hiç şüphesiz Kıbrıs’tır. Biz bu yazımızda Kıbrıs meselesini ve buna dair son dönemlerde yaşanan bazı olayları tarihi açıdan analiz etmeye çalışacağız. 

Kıbrıs’ın İslam hâkimiyetine girişi Hz. Osman devrinde Şam valisi Muaviye’nin bu coğrafyayı fethiyle başlar. Resulullah’ın yakınlarından Ümmü Haram ismiyle bilinen Türklerin Hala Sultan olarak andıkları hanım sahabe fetih esnasında şehit düşmüştür. Türbesi Kıbrıs’tadır. Ezcümle ilk günden itibaren İslam için sembol haline gelmiş bir coğrafyadır.

Ada daha sonra Venedik hâkimiyetine girmiştir. Venedik idaresi sonrası Mısır’da kurulan Memlük devleti bu coğrafyayı yönetmiştir. Adayı kendilerine vergi vermek şartıyla Venedik yönetimine bırakmışlardır. 1517 sonrasında ada halkı artık vergilerini Osmanlı’ya vermeye başlamışlardır. Ada 1517-1571 yılları arasında yukarıda anılan biçimde yönetilmiştir. Ancak Kıbrıs’ın idarecileri ile İstanbul anlaşmazlığa düşmüş ve ada 1571 yılında resmen Osmanlı hâkimiyetine katılmıştır. Lala Mustafa Paşa tarafından yönetilen donanma Kıbrıs’ı fethetmiştir.  Kıbrıs’ta Lala Mustafa Paşa fethin sembolü olarak bir cami inşa ettirmiştir. Adaya Osmanlı coğrafyasının her yerinden insanlar iskân edilerek adanın şenlendirilmesi amaçlanmıştır. 

19. Yüzyıldan itibaren Batılı devletlerin Akdeniz’deki egemenlik mücadelesine sahne olan ada 1877-1878 Osmanlı Rus savaşları neticesinde Ruslara karşı muhafaza ve üs olarak kullanmak şartıyla geçici olarak İngilizlere devredilmiştir. Ada 1914 yılında İngilizler tarafından ilhak edilmiştir. Bu ilhak Lozan anlaşması ile de tanınmıştır. Ada 1960 yılına kadar İngiliz idaresinde kalmıştır. 

1960 yılında Kıbrıs’a bağımsızlık verilmiştir. Resmi anlaşmalara göre İngiltere, Türkiye ve Yunanistan adanın garantör devleti haline gelmiştir. Makarios Kıbrıs Cumhurbaşkanı olmuş yardımcılığına da Fazıl Küçük getirilmiştir. Ancak Rumların Türklere yönelik uyguladıkları katliam politikaları nedeniyle Türkiye garantör ülke sıfatıyla adaya müdahale etmiştir. Kıbrıs Türk Federe devleti kurulmuş daha sonra devletin adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmuştur. Cumhurbaşkanlığına Rauf Denktaş getirilmiştir. 2004’te BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plan Türkler tarafından kabul edilmiş fakat Rumlar hayır oyu vermişlerdir. Güney Kıbrıs adanın tamamını temsilen Avrupa Birliğine alınmıştır.



Kıbrıs meselesini Türk halkının hafızasında güncelliğini korurken KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından yapılan “Kıbrıs’ın Türkiye tarafından ilhakına razı olmayacağım ve Hatay’ın Türkiye’ye katılmasına atıfla ikinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım ifadeleri Türk kamuoyuna bomba gibi düştü. Akıncı sözlerinin arkasında olduğunu daha önce de buna benzer görüşlerini ifade ettiğini belirtti. Buradaki kanaatimiz şudur ki; politikacılar kendi iç siyasete yönelik bu şekilde ifadeler kullanabiliyorlar. Meselenin tarihi, adanın ekonomik yönden Türkiye’ye bağımlı olması veya adanın stratejik konumu o an için akıllara gelmeyebilir. Şunu yatıştırılması gereken bir iç kamuoyu vardır. Ancak bu açıklamalar gaflet veya politik bir hamle gibi değerlendirilmekten uzaktır. Hatta bir takım yabancı güçlerin sözcüsü gibi konuşulmaktadır. Bu durum ise kendi parçamız olarak gördüğümüz bir ülkenin idarecisine yakışmamaktadır. Bu ifadeler yakın ve uzak planda bilhassa Kıbrıs Türklerinin menfaatine değildir.

Türkiye’de bu ifadelere karşı sosyal medya sallanmış Mustafa Akıncı eleştirilmiştir. Ancak devlet aklı burada da doğru yapmış haylazlık yapan kendi başının dikine yaşayabileceğini söyleyen bu evladına sahip çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay ve beraberindeki heyet Kıbrıs’taki tampon bölgede yer alan Kapalı Maraş bölgesini ziyaret etmiştir. Bu bölgenin Türk toprağı olduğu vurgulanmıştır. Yani kısaca Ana vatan bir anne misali yavru vatan Kıbrıs’a her türlü haddi aşan söylemlerine rağmen sahip çıkmıştır. Buradaki garantörlükten kaynaklanan hakların muhafazası için gösterilen her türlü gayret takdire şayandır. Milli menfaatlerimiz bunu gerektirmektedir.

 NOT: Kıbrıs yavru vatan olarak değerlendirilmesine rağmen maalesef manevi yönden ihyası için gerekli gayret sarf edilmemiştir. Türkiye’de kapatılan kumarhaneler Kıbrıs’a taşınmış buraya giden Türkiyeli zenginler gönüllerince kumar oynamışlardır. Kıbrıs her zaman bir vergi cenneti olarak görülmüştür. Türkiye’nin Kıbrıs’ı manevi yönden imarı için çalışmalar süratle yapılmalıdır. Çünkü manevi gücün milli birlik ve beraberliği güçlendireceği şüphesizdir. 

Selam ve dua ile. 


Haber okunma sayısı: 2750



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ