Ülkemizde üniversite hocalarının hatıra yazma geleneği olsa da bu hatıralar ilmi sahayla sınırlı olmaktadır. Daha önce okuduğum hatıralar arasında İhsan Süreyya Sırmanın Pervari’den Paris’e isimli eseri istisnayı teşkil etmekteydi. Geçen haftalarda Konya ziyareti sırasında gözüme çarpan Ahmet Ağırakça’nın Hatıralarla İslami Mücadele Sabır ve Direniş isimli eser Türkiye’nin son 30 yılına ışık tutacak türden. Hatıratı yazan kişinin sağ olması ve gerektiğinde cevap hakkını kullanacak durumda olması da ehemmiyetli. Bu haftaki yazının konusu hatıratın içinden belli kısımların nakli şeklinde olacaktır.
 Erbakan hocanın 28 Şubat öncesindeki son MGK toplantısıdır. Toplantı saat 10’da başladı. 13’e kadar devam etti. Bu arada ihtiyaç molası oldu. Erbakan bu arada namazını kılmak için abdest almaya çıktı. Askeriyenin lavabosu abdest almaya uygun değildi. Erbakan Hoca’nın biraz kilosu vardı.  Hoca bacağını zor kaldırıyordu. Tam sağ ayağını yıkarken içeriye Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı girdi. Erbakan hoca ile alay eder bir şekilde abdest mi alıyorsun diye sordu. Karşıdaki pisuvarda bevl etti. Bu durumdan sonra Erbakan yeniden abdest aldı. Zorla namaz kılacağı bir yer buldu. Daha sonra toplantıya girdi. Netice itibariyle Erbakan hocanın başbakanlığı bırakacağı süreç başlamıştı.
 28 Şubat süreci ile birlikte başörtülü öğrenciler üniversitelere alınmamaya başlamıştı. Buna mukabil olarak üniversite öğrencileri mevcut durumu protesto ediyorlardı. Onlara destek veren erkek talebe de bu faaliyetlere katılıyordu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi merkezli bir mitinge hoca da katılmıştı. Sonrasında disiplin soruşturması açılacaktı. Ayrıca dönemin ortamı gereği İslami söylemi olan herkes mürteci olarak nitelendirilip sorgulanıyordu. Hocanın yazdığı İslami Devlet Düzeni isimli eser bu kapsamda ikinci bir soruşturma gerekçesi olacaktı. Bu dönemde başörtülü gençleri savunan bir derneğin kuruluşu sırasında onlara hayırlı olsun demesi gerekçe gösterilir. Nihayetinde açığa alınma ve ihraç süreci gerçekleşir. Daha öncesinde de talimat verilir ve üniversitedeki bir konuşması engellenir.
 10 yıllık süreçte Hollanda’ya gider. Orada İslam üniversitesinin kurulmasında etkili olur. Orada dersler verir. Burada ise hukuk mücadelesi devam eder. Mahkeme ve davalar eder. Aynı dönemde Türkiye’de 28 Şubat post modern darbesine taraftar olan bazı gazeteciler ile fikri mücadele etti. 2007 yılında Danıştay hakkındaki cezanın haksızlığına hükmetti. Sonrasındaki 2 yılda Danıştay kararını ortaya koyup üniversiteye geri dönme mücadelesi verdi. 2009 yılında üniversiteye geri döndü. 2014 yılında Mardin Artuklu Üniversitesinde rektörlük görevine atandı. Bu görevi 2019 yılına kadar yürüttü.
 Hocanın yaptıkları günahıyla sevabıyla ona aittir. Benim görevim ileride 28 Şubat sürecine anlatacak tarihi bir hatıratın tanıtımını yapmaktır. Sürç ü lisan ettiysem affola.